28 Ekim 2026 Çarşamba

ALDORA, RAP VOKALİ VE BEAT PRODÜKSİYONUNU BİR ARAYA GETİRİYOR

 


ALDORA, RAP VOKALİ VE BEAT PRODÜKSİYONUNU BİR ARAYA GETİRİYOR

Gerçek adı Çayan Sarıçakmak olan Aldora, uzun yıllara dayanan rap müzik deneyimini beat prodüksiyonuyla birleştirerek kendi müzikal kimliğini geliştirmeyi sürdürüyor. Tunceli kökenli, 31 Aralık 1994 doğumlu sanatçı, İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde şekillenen yaşam deneyimlerini müzik çalışmalarına yansıtmayı hedefliyor.

Türkçe rap müziğe uzun yıllardır ilgi duyan Aldora, yalnızca vokal performansıyla değil, parçalarının altyapılarını hazırlamasıyla da öne çıkıyor. Rap sanatçısı kimliğinin yanı sıra beat prodüktörü olarak da çalışan Sarıçakmak, müziğin söz ve yorum aşamalarının yanında ritim, altyapı ve atmosfer oluşturma süreçlerinde de aktif rol üstleniyor.

Kendi altyapılarını hazırlıyor

Aldora’nın müzik yolculuğunda prodüksiyon önemli bir yer tutuyor. Kendi beat’lerini hazırlayan sanatçı, parçalarının müzikal yapısına doğrudan katkı sunarak kendine özgü bir sound oluşturmak için çalışıyor. “ORBİ” adlı çalışması da sanatçının prodüksiyon alanındaki üretimleri arasında yer alıyor. Farklı projeler için de beat hazırlayan Aldora, müzik üretiminde bağımsız hareket etmeye ve kendi tarzını geliştirmeye odaklanıyor.

Sanatçı için beat prodüksiyonu, vokale eşlik eden bir altyapı oluşturmanın ötesinde, parçanın ritmini ve genel atmosferini belirleyen temel unsurlardan biri. Bu yaklaşım, Aldora’nın müzikal üretimin farklı aşamalarında sorumluluk almasını sağlıyor.

Beş dil bilmesiyle farklı bir profile sahip

Lise mezunu olan Aldora, beş dil bilmesiyle de dikkat çekiyor. Farklı dillerle kurduğu ilişki ve kültürel çeşitliliğe açık yaklaşımı, sanatçının kişisel birikiminin parçaları arasında bulunuyor. İstanbul’da sürdürdüğü yaşamı ve Tunceli kökeni de kendi müzikal kimliğini şekillendiren kişisel unsurlar arasında yer alıyor.

Dijital müzik platformlarının sanatçılara daha geniş dinleyici kitlelerine ulaşma olanağı sunduğu günümüzde Aldora, yeni projeler üzerinde çalışarak müzik yolculuğunu ileri taşımayı amaçlıyor. Rap vokalini beat prodüksiyonuyla bir araya getiren sanatçı, kendi çizgisini belirginleştirmeyi ve Türkçe rap sahnesinde kendine özgü bir yer edinmeyi hedefliyor.

Çayan Sarıçakmak, Aldora adıyla sürdürdüğü çalışmalarında üretmeye, deneyimlerini müziğe aktarmaya ve kendi müzikal dünyasını geliştirmeye devam ediyor.

 

HÜLYA SARI, WORLD TÜRK TV’DE “GÜNDEM ÖTESİ” İLE GÜNDEMİ EKRANLARA TAŞIYOR

 


HÜLYA SARI, WORLD TÜRK TV’DE “GÜNDEM ÖTESİ” İLE GÜNDEMİ EKRANLARA TAŞIYOR

Televizyon programcılığı ve medya alanındaki çalışmalarını sürdüren Hülya Sarı, World Türk TV’de hazırlayıp sunduğu “Hülya Sarı ile Gündem Ötesi” programıyla izleyicilerle buluşuyor. Medya Haber Yapım Genel Koordinatörü olarak da görev yapan Sarı, güncel konuları, toplumsal meseleleri ve farklı alanlardaki gelişmeleri ekranlara taşırken etkinliklerde gerçekleştirdiği röportajlar ve özel yayınlarla da dikkat çekiyor.

Medya kariyerinde önemli bir yere sahip olan Kanal 34’teki “Gündem Özel” programı da Hülya Sarı’nın uzun yıllar emek verdiği çalışmalar arasında bulunuyor. Programın moderatörlüğünü üstlendiği dönemde gündemden eğitime, sağlıktan başarı hikâyelerine uzanan farklı konuları ele alan Sarı, çok sayıda önemli ismi konuk ederek izleyicilerle buluşturdu. Uzman konuklarla gerçekleştirdiği söyleşiler, araştırmacı yaklaşımı ve samimi sunum tarzıyla dikkat çeken Sarı, bu deneyimini bugün World Türk TV’deki yayınlarına taşıyor.

Son dönemde siyaset, iş dünyası, tüketici hakları ve toplumsal farkındalık başlıklarının öne çıktığı çeşitli organizasyonlarda yer alan Hülya Sarı, Kars’ın Değerleri Kahvaltı Buluşması kapsamında Akyüzü ailesinin AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım için düzenlediği programın canlı yayın çekimini gerçekleştirdi. Birlik ve beraberlik mesajlarının öne çıktığı buluşmada Sarı, etkinliği medya çalışmaları kapsamında takip etti.

Sarı’nın katıldığı organizasyonlar arasında 39. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi de yer aldı. Taşyapı’da düzenlenen zirvede Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ile bir araya gelen Sarı, etkinliği takip etti. Fashion Wonderland 2026 kapsamında Swissôtel The Bosphorus’ta AK Parti İstanbul Milletvekili ve avukat Serkan Bayram ile gerçekleştirdiği röportaj da dikkat çeken çalışmalarından biri oldu. Serkan Bayram’ın yakın zamanda “Gündem Ötesi” programına konuk olması planlanıyor. Akran zorbalığına karşı toplumsal farkındalık oluşturulması da bu kapsamda öne çıkan mesajlar arasında bulunuyor.

Hülya Sarı, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy’a gerçekleştirdiği ziyaretin yanı sıra Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Şaban Demirel’i de ziyaret ederek nazik ev sahipliği ve içten misafirperverliği dolayısıyla kendisine teşekkürlerini iletti. Ayrıca 15. Ordu Günleri’nde TBMM İdare Amiri ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan ile bir araya geldi.

Kanal 34’teki “Gündem Özel” programında edindiği deneyimi World Türk TV’deki “Hülya Sarı ile Gündem Ötesi” ile sürdüren Sarı, farklı alanlardan konukları ve güncel gelişmeleri ekranlara taşıyarak medya çalışmalarına devam ediyor.

 

27 Ekim 2026 Salı

BUSE UNCU, 6 YIL SONRA ALMANYA’DA PROFESYONEL RİNGE DÖNÜYOR

 


BUSE UNCU, 6 YIL SONRA ALMANYA’DA PROFESYONEL RİNGE DÖNÜYOR

Türkiye’de profesyonel kadın boksunun öncü isimleri arasında yer alan İzmir’in Urla ilçesinden Buse Uncu, altı yıllık aranın ardından yeniden ringe çıkmaya hazırlanıyor. 6 Şubat 2027’de Almanya’nın Göppingen kentindeki EWS Arena’da düzenlenecek ve Fırat Arslan’ın promotörlüğünü üstlendiği organizasyonda eldiven giyecek olan Uncu, kariyerinin dördüncü profesyonel karşılaşmasında galibiyet hedefiyle mücadele edecek.

Türk kadın boksunun uluslararası arenada temsil edilmesine katkı sağlayan isimlerden biri olan Buse Uncu, profesyonel kariyerinin ilk döneminde elde ettiği sonuçlarla dikkat çekti. Mücadeleci kimliği ve ringdeki performansıyla öne çıkan boksör, altı yıllık aranın ardından yeniden profesyonel boksa dönerek kariyerinde yeni bir sayfa açmayı amaçlıyor.

Süper horoz sıklet (Super Bantamweight) kategorisinde mücadele eden Buse Uncu, 2021 yılında çıktığı ilk üç profesyonel karşılaşmanın tamamını kazanarak yenilgisiz bir grafik ortaya koydu. Nana Dokadze, Bettina Krumholz ve Stephanie Wirt karşısında elde ettiği galibiyetlerle profesyonel kariyerinde önemli bir başlangıç yapan Uncu, bu üç maçın ikisini nakavtla kazandı. Yüzde 66,67’lik nakavt oranına ulaşan boksör, etkili performansıyla öne çıktı.

2021 yılından bu yana profesyonel ringlerden uzak kalan Uncu için 6 Şubat 2027’deki karşılaşma, kariyerini yeniden şekillendirme fırsatı olacak. Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletindeki Göppingen kentinde bulunan EWS Arena’da gerçekleştirilecek organizasyon, eski dünya şampiyonu Fırat Arslan’ın promotörlüğünde düzenlenecek.

Dördüncü profesyonel maçına çıkacak olan Buse Uncu, uzun aranın ardından yeniden galibiyet elde ederek ringlerdeki iddiasını ortaya koymayı hedefliyor. Türk kadın boksunun öncü isimlerinden biri olarak kariyerini sürdürmek isteyen Uncu’nun Almanya’daki mücadelesi, sporseverler tarafından merakla bekleniyor.

 

MEHMET DAŞGELDİ, KAYSERİ GASTRONOMİSİNE KAZANDIRDIĞI YENİLİKLERLE DİKKAT ÇEKİYOR

 


MEHMET DAŞGELDİ, KAYSERİ GASTRONOMİSİNE KAZANDIRDIĞI YENİLİKLERLE DİKKAT ÇEKİYOR

 

Kayseri’de doğup büyüyen Mehmet Daşgeldi, gastronomi alanındaki mesleki deneyimini farklı şehirlerde ve seçkin işletmelerde geliştirerek mutfak dünyasında kendine özgü bir kariyer oluşturdu. Nevşehir’de beş yıldızlı bir otelde başlayan meslek yolculuğunu Antalya ve Kıbrıs’ta edindiği deneyimlerle zenginleştiren Daşgeldi, ilerleyen yıllarda memleketi Kayseri’ye dönerek önemli projelere imza attı.

 

Eğitim hayatını Kayseri’de tamamlayan Mehmet Daşgeldi, mesleki kariyerinin ilk yıllarından itibaren kendisini geliştirmeye ve farklı mutfak kültürlerini tanımaya odaklandı. Antalya ve Kıbrıs’ta uzun süre çalışarak edindiği bilgi ve birikimi, Kayseri’ye dönüşünün ardından hayata geçirdiği projelere taşıdı. Yenilikçi yaklaşımıyla kentte gastronomi alanında farklı bir bakış açısı ortaya koyan Daşgeldi, gerçekleştirdiği girişimlerle yerel işletmecilere de örnek oldu.

 

Kayseri’de hayata geçirdiği projelerle gastronomi kültürüne farklı tatlar ve deneyimler kazandıran Mehmet Daşgeldi, kente suşiyi tanıtan isimlerden biri olarak da anılıyor. Geleneksel mutfağıyla öne çıkan Kayseri’de farklı dünya mutfaklarının tanınmasına katkı sunan Daşgeldi, yenilikçi girişimleriyle şehrin gastronomi anlayışının çeşitlenmesinde rol oynadı. Dünyada ikinci, Türkiye’de ise ilk olduğunu belirttiği restoran konseptiyle de dikkat çeken Daşgeldi, memleketinin yeme içme kültürüne katkı sunmayı hedefleyen çalışmalarıyla öne çıktı.

 

Kayseri’deki çalışmalarının ardından İstanbul’a yönelen Daşgeldi, beş yıldızlı bir otelde mutfak şefi olarak görev almaya başladı. Yaklaşık altı yıldır İstanbul’da mesleki çalışmalarını sürdüren deneyimli şef, günümüzde farklı işletmelerin mutfak danışmanlığını da üstlenerek bilgi ve tecrübesini çeşitli projelere aktarıyor.

 

Mehmet Daşgeldi’nin Kayseri gastronomisine katkıları, kentin mutfak kültürünün gelişim sürecinde yenilikçi girişimlerin ve farklı lezzetlerin önemini de ortaya koyuyor. Kayseri’nin köklü yemek mirasına duyduğu bağlılığı yeni tatlara ve projelere açık bir anlayışla birleştiren Daşgeldi, gastronomi alanında emek veren isimlerin katkılarının birlikte değerlendirilmesinin önemini hatırlatıyor.

 

Mesleki yeteneklerini çok yönlü birikimiyle birleştiren Daşgeldi; kendine özgü çalışma tarzı, özgün proje fikirleri, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle dikkat çekiyor. Kayseri’den Antalya ve Kıbrıs’a, oradan İstanbul’a uzanan kariyerinde edindiği deneyimleri yeni projelere taşıyan şef, gastronomi sektöründeki çalışmalarını mutfak şefliği ve danışmanlık faaliyetleriyle sürdürüyor.

BAŞARILI SANATÇI ORKUN KAHRİMAN’DAN YENİ ŞARKI: “SORMAYIN” İÇİN SALDA GÖLÜ’NDE KAMERA KARŞISINA GEÇTİ!

 


BAŞARILI SANATÇI ORKUN KAHRİMAN’DAN YENİ ŞARKI: “SORMAYIN” İÇİN SALDA GÖLÜ’NDE KAMERA KARŞISINA GEÇTİ!

 

Söz ve müziği kendisine ait olan yeni şarkısı “Sormayın” ile dinleyicileriyle buluşmaya hazırlanan Orkun Kahriman, klibini Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü’nde çekti. Yeni şarkı, 6 Kasım Cuma günü YouTube ve tüm dijital müzik platformlarında yayınlanacak.

 

Müzik çalışmalarına devam eden Orkun Kahriman, yeni şarkısı “Sormayın” ile müzikseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Söz ve müziği sanatçının kendisine ait olan şarkı, duygusal anlatımını hareketli disko pop altyapısıyla bir araya getiriyor.

 

Klibini, doğal güzelliğiyle “Türkiye’nin Maldivleri” olarak anılan Salda Gölü’nde çeken Orkun Kahriman, yeni projesinin görsel atmosferinde Burdur’un Yeşilova ilçesindeki eşsiz manzaralardan yararlandı.

 

Şarkının klip yönetmenliğini Sezer Çeliktaş üstlenirken, aranje çalışması Caner Yılmaz imzası taşıyor. Söz ve müziği Orkun Kahriman’a ait olan “Sormayın”, sanatçının kendi müzikal kimliğini ön plana çıkardığı yeni dönem projeleri arasında yer alıyor.

 

Duygusal sözleri ve hareketli melodisiyle farklı duyguları bir araya getiren şarkı, dinleyicilere hem hissettiren hem de ritmiyle eşlik etmeye davet eden bir müzik deneyimi sunmayı hedefliyor.

 

Yeni çalışmasıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı amaçlayan Orkun Kahriman, “Sormayın” ile müzik yolculuğunda yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor.

 

Orkun Kahriman’ın “Sormayın” adlı yeni şarkısı, 6 Kasım Cuma günü YouTube ve tüm dijital müzik platformlarında müzikseverlerle buluşacak.

MURAT ERDAL’DAN “SON ACIM” ŞARKISI

 


MURAT ERDAL’DAN “SON ACIM” ŞARKISI

 

Müzisyen Murat Erdal, “Son Acım” adlı şarkısıyla müzikseverlerle buluşuyor. Söz ve müziği Murat Erdal’a ait olan eser, güçlü müzikal altyapısı ve profesyonel ekibiyle hazırlanan video klibiyle dikkat çekiyor.

 

Şarkının yönetmenliğini İhsan Gül üstlenirken düzenleme, gitar ve bas çalışmaları Ateş Berker Öngören tarafından gerçekleştirildi. Mix ve mastering işlemleri de Öngören’in imzasını taşıyor. Yaylı grupta The 2gypsy yer alırken cümbüşte Kemalettin Tüccar, perküsyonda ise Can Berk Fidan görev aldı. Şarkının kayıt çalışmasını Mehmet Ali Özbekli gerçekleştirdi.

 

“Son Acım”ın video klibi, müziğin görsel anlatımla buluştuğu bir prodüksiyon olarak hazırlandı. Klipte model olarak Büşra Yavuz yer alırken ekipte M. Rüzgar Dede şoför ve gaffer görevini üstlendi. Kamera arkası asistanlığını Allan Karatsev yürüttü. Prodüksiyon ekipmanları @kiralikkamera724 tarafından sağlanırken set dekorasyonunda Hür Efe Antik’in katkısı bulunuyor.

 

Söz yazarlığından müzikal düzenlemeye, enstrüman performanslarından klip çekimine kadar farklı alanlarda çalışan isimleri bir araya getiren “Son Acım”, Murat Erdal’ın müzikal çalışmalarını dinleyiciyle buluşturan yeni projelerinden biri olarak öne çıkıyor.

 

Murat Erdal’ın Instagram hesabı üzerinden çalışmalarını takip edebilir, “Son Acım” video klibini YouTube üzerinden izleyebilirsiniz.

 

Instagram: https://www.instagram.com/erdmurattt?mdxt=dzRmYXFoNnZycTM4

 

YouTube – Son Acım: https://www.youtube.com/watch?v=p-PEavnIzJQ

AYLİN MELİSA KOCAULUDAĞ, MİSS CHARM GERMANY 2026’DA İKİNCİ OLDU

 


AYLİN MELİSA KOCAULUDAĞ, MİSS CHARM GERMANY 2026’DA İKİNCİ OLDU

Uluslararası güzellik yarışmalarındaki başarısıyla dikkat çeken Aylin Melisa Kocauludağ, Miss Charm Germany 2026 finalinde ikinci olarak önemli bir başarı elde etti. 23 Ekim 2026’da gerçekleştirilen yarışmada Miss Charm Germany 2026 1st Runner Up unvanını kazanan Kocauludağ, sosyal medyadaki performansıyla da Miss Social Media Germany 2026 ödülüne layık görüldü. Özgün tasarımları, güçlü iletişimi ve sosyal sorumluluğa verdiği önemle öne çıktı.

Almanya’nın Offenbach am Main kentinde dünyaya gelen 28 yaşındaki Aylin Melisa Kocauludağ, Almanya, Türkiye, Avusturya ve İngiltere’de yaşadı. Ankara’da uluslararası geçerliliğe sahip International Baccalaureate programını tamamladıktan sonra Viyana ve Londra’da ekonomi ve sosyal bilimler alanında üniversite eğitimi aldı. Türkçe, Almanca ve İngilizceyi ana dil seviyesinde konuşan Kocauludağ, Fransızca ve İspanyolca da biliyor. Farklı kültürlerde edindiği deneyimleri kişisel gelişiminin önemli bir parçası olarak görüyor ve uluslararası platformlarda hikâyesiyle insanlara ilham vermeyi hedefliyor.

Çocukluk hayali olan güzellik yarışmalarına katılma hedefi doğrultusunda ilerleyen Kocauludağ, Miss Universe Türkiye 2025 ve 2026 yarışmalarında yarı finalist oldu. Miss Charm Germany 2026 finalinde ise sekiz yarışmacı arasında ikinci sırayı elde etti. Üç aşamadan oluşan yarışmanın ilk turunda yaptığı tanıtımla seyircilerin yoğun ilgisini çeken Kocauludağ, ikinci turda kendi tasarladığı ve diktiği siyah bikinisiyle podyuma çıktı. Almanya bayrağının renklerinden ilham aldığı tasarımında altın taş detaylarına yer verdi. Gece kıyafeti turunda da kendi tasarımını tercih eden Kocauludağ’ın özel dikim elbisesi, İstanbul’daki Rerami Wedding tarafından yalnızca dört günde hazırlandı.

İlk altı finalist arasına giren Kocauludağ, soru-cevap aşamasında kendisine yöneltilen “Güzellik yarışmasına hazırlık sürecin nasıl geçti?” sorusuna verdiği yanıtla öne çıktı. Kıyafet, saç ve yürüyüş çalışmalarından söz etmek yerine sosyal sorumluluk projesini anlatmayı tercih etti. Annesi ve babası olmayan çocuklara özel bir gün hazırladığını belirten Kocauludağ, boyama etkinlikleri ve sohbetlerle çocuklara güzel anlar yaşatmayı amaçladığını anlattı. Paylaşmanın ve dayanışmanın önemini vurguladığı yanıtıyla ilk üç finalist arasına kalan Kocauludağ, yarışmayı ikinci sırada tamamladı.

Miss Social Media Germany 2026 unvanıyla üç iş birliği fırsatı ve VIP etkinliklere davet hakkı kazanan Kocauludağ, yarışmanın birincisinin Almanya’yı Vietnam’da düzenlenecek Miss Charm uluslararası yarışmasında temsil edeceğini belirtti.

Bugüne kadar 10 kez taşınan ve 31 kilo vererek önemli bir kişisel dönüşüm gerçekleştiren Aylin Melisa Kocauludağ, disiplinli çalışma anlayışı ve pozitif enerjisiyle yeni projelere hazırlanıyor. Güzelliği eğitim, özgüven ve toplumsal duyarlılıkla bir arada değerlendiren Kocauludağ, uluslararası deneyimini yeni hedeflerle buluşturmayı amaçlıyor.

 

KALİTE, ÇEVRE VE İŞ GÜVENLİĞİNİ BİR ARAYA GETİREN KADIN MÜHENDİS: MERVE ÇÖRÜ

 


KALİTE, ÇEVRE VE İŞ GÜVENLİĞİNİ BİR ARAYA GETİREN KADIN MÜHENDİS: MERVE ÇÖRÜ

 

Teknik Alanlarda Başarılı Bir Kadın Mühendis: Merve Çörü

 

Çevre mühendisliği eğitimi ve on yılı aşkın mesleki deneyimiyle kalite yönetimi, çevre yönetimi ve iş sağlığı ve güvenliği alanlarında çalışmalarını sürdüren Merve Çörü, teknik uzmanlığını insan odaklı ve sürdürülebilir bir çalışma anlayışıyla birleştiriyor. Farklı sektörlerde edindiği deneyimle öne çıkan Çörü, çalışma hayatında kalite standartlarının geliştirilmesi, çevresel sorumlulukların yerine getirilmesi ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasına yönelik uygulamalara önem veriyor.

 

İş Güvenliğinde Önleyici Yaklaşımın Önemini Vurguluyor

 

İş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca mevzuat gerekliliklerini yerine getirmekten ibaret olmadığını belirten mesleki yaklaşım, risklerin henüz ortaya çıkmadan tespit edilmesini, çalışanların bilinçlendirilmesini ve iş yerlerinde kalıcı bir güvenlik kültürü oluşturulmasını esas alıyor.

 

Risk değerlendirmeleri, saha denetimleri, çalışan eğitimleri ve önleyici faaliyetler; iş kazalarının önlenmesi ve güvenli çalışma koşullarının sürdürülebilir hâle getirilmesi açısından önem taşıyor. Bu yaklaşım, iş güvenliğinin günlük çalışma hayatının doğal bir parçası olarak benimsenmesini hedefliyor.

 

İş Güvenliği ve Kalite Yönetiminde Kadın Mühendislerin Rolü

 

Teknik uzmanlık gerektiren alanlarda kadınların bilgi, deneyim ve yönetsel becerileriyle önemli katkılar sunabildiğine dikkat çeken Çörü’nün mesleki yolculuğu; mühendislik disiplininin, sürekli gelişimin ve farklı sektörlerde kazanılan deneyimin önemini ortaya koyuyor.

 

Kalite yönetimi ile iş sağlığı ve güvenliği süreçlerinin birbirini tamamladığına işaret eden bu yaklaşımda, sistemli çalışma, süreçlerin iyileştirilmesi, risklerin yönetilmesi ve çalışan farkındalığının artırılması temel unsurlar arasında yer alıyor.

 

Kadın Mühendislerden İş Dünyasına Güçlü Bir Katkı

 

Günümüz iş dünyasında mühendislerin rolü yalnızca teknik sorunları çözmekle sınırlı kalmıyor.

Merve Çörü’nün mesleki yaklaşımı da bu alanları ortak bir perspektifte değerlendirmeye dayanıyor.

 

Kadın mühendislerin teknik bilgi ve mesleki deneyimleriyle iş dünyasının gelişimine katkı sunmaya devam ettiği günümüzde, kalite, çevre ve iş güvenliğini birlikte ele alan uzmanlık anlayışı sürdürülebilir çalışma kültürünün geliştirilmesi açısından önem taşıyor.

BİR HAYATA SIĞMAYAN HİKÂYE: BUSE KÖSEER

 


BİR HAYATA SIĞMAYAN HİKÂYE: BUSE KÖSEER

Yazarlığı, savunma sanayisindeki tasarım çalışmaları, girişimciliği, yöneticiliği ve gönüllülük faaliyetleriyle öne çıkan Buse Köseer, farklı disiplinleri bir araya getiren çok yönlü kariyeriyle dikkat çekiyor. İnsan hikâyelerini anlamaya yönelik yaklaşımını üretim ve dayanışmayla buluşturan Köseer, farklı alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.

Medya ve iletişim, gazetecilik, çocuk gelişimi, psikolojik danışmanlık, işletme ve endüstriyel tasarım gibi alanlarla ilgilenen Köseer, eğitim birikimini farklı bakış açıları geliştirmek için değerlendiriyor. İnsan davranışlarını anlama merakı ile teknik ve yaratıcı çözümler üretme yaklaşımı, mesleki çalışmalarının ortak noktalarını oluşturuyor.

Kelimelerin Ardındaki İnsan

Türkiye Aktüel’de yayımlanan köşe yazılarında psikoloji, felsefe, edebiyat ve toplumsal meseleleri ele alan Köseer; duygular, ilişkiler ve bireysel çatışmalar üzerinden insanın iç dünyasına odaklanıyor. Gerçek yaşamdan beslenen hikâyeleri kişilerin mahremiyetini gözeterek yazılarına taşıyor. Okuyucularını kendi yaşamlarını sorgulamaya davet eden anlatımı, bireysel deneyimlerle toplumsal farkındalık arasında bağ kurmayı amaçlıyor.

Dayanışmanın İçinde Bir Yolculuk

Köseer’in çalışmalarında LÖSEV bünyesindeki gönüllülük faaliyetleri de önemli yer tutuyor. Lösemiyle mücadele eden bireylere ve ailelerine destek olmayı amaçlayan yardım ve dayanışma çalışmalarına katkı sunuyor. İnsan odaklı yaklaşımını gönüllülükle birleştiren Köseer, zor dönemlerden geçen kişilerin yanında olmayı önemsiyor.

Tasarımdan İş Dünyasına

Savunma sanayisinde tasarım çalışmaları yürüten Köseer, teknik gereklilikleri, işlevselliği ve yaratıcılığı bir araya getiren projelerde yer alıyor. Web sitesi ve moda tasarımı alanlarıyla da ilgilenerek farklı sektörlere danışmanlık desteği sunuyor. Ayrıca BCI Industry bünyesinde yönetim kurulu başkanı olarak görev yapıyor; üretim, planlama ve yönetim sorumluluklarını bir arada yürütüyor.

Ödülle Taçlanan Yazarlık ve Yeni Roman

Köseer, 25 Temmuz 2025’te İstanbul Dedeman Hotel’de düzenlenen 9. International Quality Awards Gala gecesinde “Yılın Başarılı Genç Kadın Yazarı” ödülünü aldı. Bu ödül, yazarlık yolculuğundaki önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Üzerinde çalıştığı romanında ise insanların görünmeyen mücadelelerini, kırılma noktalarını, duygusal çatışmalarını ve yeniden başlama çabalarını ele alıyor. Okuyucuyu karakterlerin yaşamları üzerinden insan davranışlarının ardındaki nedenleri düşünmeye davet eden eser, Köseer’in insan hikâyelerine duyduğu ilgiyi edebiyatla buluşturuyor.

Yazarlık, tasarım, danışmanlık, yöneticilik ve gönüllülük çalışmalarını aynı yolculukta buluşturan Buse Köseer, başarıyı tek bir unvanla sınırlamıyor. Farklı alanlarda öğrenmeye, üretmeye ve insanlara katkı sunmaya devam eden Köseer’in hikâyesi, çok yönlü bir yaşamın farklı deneyimlerle nasıl şekillenebileceğini ortaya koyuyor.

 

24 Ekim 2026 Cumartesi

SARAH BORA’DAN TÜRKÇE POP MÜZİĞE YENİ BİR ADIM: “BİLİYORUM”

 


SARAH BORA’DAN TÜRKÇE POP MÜZİĞE YENİ BİR ADIM: “BİLİYORUM”

 

Almanya ve Türkiye arasında uzanan sanat kariyeriyle dikkat çeken Sarah Bora, yeni Türkçe pop şarkısı “Biliyorum” ile müzikseverlerle buluştu. 23 Ekim 2026’da yayımlanan şarkı, sanatçının Türkçe müzik alanındaki kariyerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

 

Şarkıcı, oyuncu, televizyon sunucusu ve yazar kimlikleriyle tanınan Sarah Bora, Almanya eğlence sektöründeki çalışmalarıyla geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Ünlü Alman-Türk rap sanatçısı Eko Fresh’in eşi olan Bora, televizyon ve müzik projelerinin yanı sıra kişisel hikâyelerinden beslenen sanatsal çalışmalarıyla da öne çıkıyor. Almanya’nın Köln kentinde, Polonya kökenli bir ailede büyüyen sanatçı, farklı kültürlerin bir araya geldiği yaşam deneyimini kariyerine yansıtıyor.

 

Sarah Bora’nın yeni çalışması “Biliyorum”, değişen bir ilişkinin farkına varılmasına rağmen duygusal bağın devam etmesini konu alıyor. İlişkinin dönüşümü, kabullenme ve geride bırakılamayan duygular etrafında şekillenen şarkı, dinleyiciyi tanıdık bir duygusal hikâyenin içine davet ediyor. Söz, beste ve prodüksiyonu Umut Timur’a ait olan eser, modern Türkçe pop altyapısı, melodik yapısı ve akılda kalıcı nakaratıyla dikkat çekiyor. Bora’nın vokal yorumuyla hayat bulan çalışma, duygusal anlatımı çağdaş pop sound’uyla birleştiriyor.

 

Sanatçının önceki çalışmalarında da kişisel deneyimler önemli bir yer tutuyor. “Kämpferin” adlı şarkısı ve aynı adı taşıyan kitabıyla kadınların güçlenmesi, zorluklarla mücadele etmesi ve yeniden ayağa kalkması gibi temaları gündeme taşıyan Bora, müzik ve televizyon çalışmalarını farklı projelerle geliştirmeyi sürdürüyor. VOX, RTL ve ZDF ekranlarında yayımlanan yapımlarda yer alan sanatçı, 2025–2026 döneminde “Power of Love” programının sunuculuğunu da üstlendi.

 

Sarah Bora’nın Türkiye’deki oyunculuk kariyerini genişletmeye hazırlanması, “Biliyorum”un sanatçının Türkiye ile kurduğu bağı güçlendiren çalışmalarından biri olmasını sağlıyor. Dijital platformlar ve sosyal medya odaklı tanıtım çalışmalarıyla dinleyicilere ulaşması hedeflenen şarkı, Bora’nın çok yönlü sanat yolculuğunda Türkçe müziğe yaptığı yeni bir katkı olarak öne çıkıyor.

 

Şarkıyı dinlemek için: https://youtu.be/qdgmvrAstNE?si=hnlZkLISYY4GCIBc

 

Instagram: https://www.instagram.com/sarah.bora.official/

ZEYNEP YAZICI: MİMARİ BİRİKİMİNİ SANATLA BULUŞTURAN RESSAM VE YAZAR

 


ZEYNEP YAZICI: MİMARİ BİRİKİMİNİ SANATLA BULUŞTURAN RESSAM VE YAZAR

Farklı coğrafyalarda edindiği kültürel birikimi eserlerine taşıyan Zeynep Yazıcı, resim ve yazarlığı yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Ulusal ve uluslararası sergilerde yer alan sanatçı, özgün çalışmaları ve toplumsal duyarlılığıyla sanat yolculuğunu sürdürüyor.

1977 yılında Ankara’da doğan ressam ve yazar Zeynep Yazıcı’nın sanat yolculuğu, farklı şehirlerde ve kültürlerde şekillenen bir yaşam deneyimine dayanıyor. Babasının mesleği nedeniyle çocukluk yıllarını Ankara, Erzincan, Artvin ve Niğde’de geçiren Yazıcı, bu çeşitliliğin kendisine farklı kültürleri tanıma ve yorumlama fırsatı sunduğunu belirtiyor.

Niğde Üniversitesi İnşaat Bölümü’nden mezun olan Yazıcı, eğitimini tamamladıktan sonra yurt içi ve yurt dışındaki inşaat altyapı projelerinde teknik alanlarda çalıştı. Mühendislik birikiminin yanı sıra sanata duyduğu ilgi, zamanla yaşamının merkezine yerleşti. 2010 yılından itibaren profesyonel olarak resim çalışmalarına ağırlık veren sanatçı, bugün resim ve yazarlığı birlikte sürdürüyor.

Uluslararası sergilerde sanat imzası

Zeynep Yazıcı’nın eserleri, Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra uluslararası sanat platformlarında da izleyiciyle buluştu. Tokyo Metropolitan Müzesi’nde gerçekleştirilen grup çalışmasından Venedik’teki Contemporary Art Fair kapsamında düzenlenen etkinliklere, Londra’daki Canvas London Uluslararası Sanat Fuarı’ndan Barselona ve New York’taki sanat organizasyonlarına uzanan sergi geçmişi, sanatçının farklı coğrafyalardaki çalışmalarını ortaya koyuyor.

Son yıllarda İstanbul, Ankara, Bodrum ve Antalya’da düzenlenen sergi ve sanat fuarlarında da yer alan Yazıcı, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın Riyad kentindeki Naila Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilen sergiye katıldı. 2025’te ise Saraybosna Kültür Olimpiyatları kapsamında Bosna Kültür Merkezi ve Tarih Müzesi’ndeki organizasyonda ve Antalya Türkan Şoray Kültür Merkezi’ndeki “Sanat, Nereye” sergisinde eserlerini sanatseverlerle buluşturdu.

Sanatçının çalışmaları Suudi Arabistan’da AV Gallery, Türkiye’de ise DG Art Gallery tarafından temsil ediliyor.

Sanatın toplumsal sorumluluğuna inanıyor

Yazıcı’nın üretim dünyası yalnızca resimle sınırlı değil. Kadına yönelik şiddet konusuna dikkat çekmek amacıyla 2015 yılında kaleme aldığı “Aç” adlı kitabı, sanatçının toplumsal meselelere duyarlılığını yansıtan çalışmalarından biri. Rotary Vakfı’nın “Kadın ve Çocuk” projesi kapsamında düzenlenen sanat eserleri müzayedesine ve Dünya Engelliler Vakfı’nın “Yüz Ünlü Yüz” farkındalık projesine katılması da bu yaklaşımının örnekleri arasında yer alıyor. Farklı dönemlerde çeşitli dergilerde yazarlık yapan Yazıcı, sanatsal üretimini düşünce ve yazıyla destekliyor.

Çok yönlü birikimi, farklı kültürlerle kurduğu bağ ve özgün projelere duyduğu ilgiyle dikkat çeken Zeynep Yazıcı için resim yapmak ve yazmak, bir meslek olmanın ötesinde yaşam biçimi. Sanatçı, kişisel deneyimlerini ve toplumsal duyarlılığını üretimine taşıyarak sanat yolculuğunu yeni çalışmalarla sürdürmeye devam ediyor.

 

32 YILLIK TECRÜBE, KENDİ ŞİRKETİNE UZANAN BİR BAŞARI HİKÂYESİ

 


32 YILLIK TECRÜBE, KENDİ ŞİRKETİNE UZANAN BİR BAŞARI HİKÂYESİ

Makine sektöründeki 32 yıllık deneyimini kendi girişimiyle yeni bir döneme taşıyan Dursun Karataş, Eylül 2025’te kurduğu MAKİNE 24 ile inovatif gıda makineleri, özel amaçlı makine üretimi ve endüstriyel servis alanında hizmet veriyor. Karataş’ın hikâyesi, çıraklıktan kendi şirketinin sahibi olmaya uzanan uzun bir emek, mücadele ve hayal yolculuğuna dayanıyor.

1977 yılında dünyaya gelen Karataş, çalışma hayatına 1993 yılında İstanbul Kartal’da Çalışkan Pres adlı işletmede çırak olarak başladı. Henüz çocuk yaşta atölyenin zorlu koşullarıyla tanışan Karataş, ustalardan dayak yediği günlerin de olduğu bu dönemde mesleğin en zor taraflarını yaşayarak öğrendi. Yaşadığı güçlükleri zamanla mesleki disiplininin ve mücadele gücünün temel taşlarına dönüştürdü.

1997 yılında GSB Standart Kalıp Elemanları’nda çalışmaya başlayarak mesleki bilgisini geliştiren Karataş, askerlik görevinin ardından U.M. Uygulamalı Elektromekanik’te görev yaptı. 2001-2004 yılları arasında Afganistan’da çalışarak farklı insanları, çalışma kültürlerini ve zorlu koşulları yakından tanıdı. Bu deneyim, onun yalnızca mesleki değil, hayata bakışını da şekillendirdi.

Türkiye’ye döndükten sonra 2005 yılında Legrand Elektrik’te beş yıl görev yapan Karataş, 2011 yılında Pasfil Makina’da çalışmaya başladı. 14 yıl süren bu dönem, makine sektöründeki deneyiminin daha da güçlenmesini sağladı. Ağustos 2025’te 32 yıllık işçilik hayatını noktalamaya karar veren Karataş, yıllar boyunca biriktirdiği tecrübeyi kendi şirketine taşıdı.

MAKİNE 24; özel amaçlı makinelerin tasarımı ve üretimi, makine yedek parça üretimi ve temini, tamir, bakım ve revizyon, otomasyon ve kontrol sistemleri ile yerinde keşif ve hızlı müdahale alanlarında hizmet sunuyor. Şirketin çalışma anlayışında standart çözümler yerine işletmeye özel, verimliliği artırmayı ve üretimdeki duruş sürelerini azaltmayı hedefleyen projeler öne çıkıyor.

Dursun Karataş’ın çok yönlü birikimi, özgün projelere yaklaşımı, kendine özgü çalışma tarzı, güçlü iletişimi, karizması ve pozitif enerjisi de MAKİNE 24’ün çalışma anlayışını şekillendiriyor. Sahadan gelen tecrübesini modern mühendislik yaklaşımıyla birleştiren Karataş, müşterileri için yalnızca makine üreten değil, üretim süreçlerine çözüm sunan bir iş ortağı olmayı hedefliyor. Şirketin temelinde tecrübe, titizlik ve kesintisiz destek bulunuyor.

Karataş’ın 32 yıllık yolculuğunu özetleyen sözü ise dikkat çekiyor: “Ben bir günde başarılı olmadım. 32 yılda pes etmeyerek buraya geldim.” 1993’te atölyeye çırak olarak giren o çocuk, 2025’te kendi şirketinin sahibi olarak mesleki birikimini MAKİNE 24 markasıyla geleceğe taşıyor.

 

22 Ekim 2026 Perşembe

JALE AYDEMİR, TÜRKÜLERLE KÜLTÜRÜ VE DOĞAYI BULUŞTURUYOR

 


JALE AYDEMİR, TÜRKÜLERLE KÜLTÜRÜ VE DOĞAYI BULUŞTURUYOR

1975 yılında Artvin’de dünyaya gelen Jale Aydemir, uzun yıllardır sürdürdüğü tekstil sektöründeki çalışmalarının yanı sıra müziğe duyduğu ilgiyle sanat yolculuğunu şekillendiriyor. Babasının bağlama çalıp türkü söylemesiyle temelleri atılan müzik sevgisini yıllar içinde eğitimlerle geliştiren Aydemir, bugün geleneksel türküleri kendine özgü projelerle dinleyiciyle buluşturuyor.

Lise eğitiminin ardından iş hayatına atılan Jale Aydemir, tekstil alanındaki çalışmalarını halen sürdürüyor. Müziğe olan ilgisini hiçbir zaman ikinci plana atmayan Aydemir, dönem dönem bağlama ve şan dersleri aldı; bu eğitimlere devam ederek kendisini geliştirmeyi sürdürdü. Yaklaşık 10 yıl boyunca Belkıs Akkale korosunda yer alan Aydemir, usta sanatçının kendileri için önemli bir yol gösterici olduğunu belirtiyor. Bu süreçte edindiği deneyimler, müzikal birikiminin gelişmesinde etkili oldu.

Son iki yıldır türkülere yönelik klip çalışmalarına ağırlık veren Jale Aydemir, müziği yalnızca ses ve yorumla sınırlı görmüyor. Doğa, hayvanlar ve tarih gibi farklı temaları kliplerine taşıyan Aydemir, izleyicilere müziğin ötesinde mesajlar ulaştırmayı amaçlıyor. Son yayımladığı Artvin türküsüyle birlikte dört klibe ulaşan sanatçının yaklaşık 20 müzik kaydı da bulunuyor.

Aydemir’in son klibinde sokak hayvanları konusuna dikkat çekmesi, müziği toplumsal farkındalık oluşturmak için kullanma yaklaşımının bir örneğini oluşturuyor. Görsel anlatımla türküleri bir araya getiren projelerinde doğaya, canlılara ve kültürel değerlere yönelik duyarlılığını ön plana çıkarıyor.

Kendisini henüz sanatçı olarak tanımlamak yerine müzik yolunda ilerleyen ve kültür elçisi olmaya çalışan bir müzisyen olarak gören Jale Aydemir, çalışmalarında mütevazı bir yaklaşım benimsiyor. Daha önce dijital bir kanalda türkü programı sunan Aydemir, şimdi de ulusal bir türkü kanalında yeni programıyla izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Müzik çalışmalarını sürdürmeyi hedefleyen Jale Aydemir, geleneksel türküleri farklı görsel anlatımlarla buluşturarak kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Kendine özgü proje anlayışı, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle dikkat çeken Aydemir, müzik yolculuğunda yeni çalışmalarla dinleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor.

 

DEMET ENSARİ ŞAYLI, SAĞLIK TURİZMİNİN GELECEĞİNE YÖNELİK ÇALIŞMALARDA VE ÜNİVERSİTE BULUŞMASINDA YER ALDI

 


DEMET ENSARİ ŞAYLI, SAĞLIK TURİZMİNİN GELECEĞİNE YÖNELİK ÇALIŞMALARDA VE ÜNİVERSİTE BULUŞMASINDA YER ALDI

Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü (USTE) Danışma Kurulu Üyesi Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, sağlık turizminin gelişimine katkı sunan çalışmalarda ve üniversite öğrencileriyle gerçekleştirilen eğitim buluşmasında yer alarak mesleki deneyimlerini sektörün farklı paydaşlarıyla paylaştı.

USHAŞ tarafından “Türkiye’nin Küresel Sağlık Vizyonu: Ortak Akıl, İş Birliği ve Yol Haritası” temasıyla düzenlenen Ortak Akıl Çalıştayı’na USTE adına katılım sağlayan Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, Türkiye’nin sağlık turizmindeki geleceğinin ele alındığı çalışmalarda aktif rol üstlendi. Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci’nin katılımıyla ve USHAŞ Genel Müdürü Av. Serdar Şenol’un öncülüğünde gerçekleştirilen çalıştayda kamu ve özel sektör temsilcileri ile sektör paydaşları bir araya geldi.

On iki ayrı çalışma grubu ve üç oturum kapsamında yürütülen değerlendirmelerde, USTE Başkanı Dr. Fatih Seyran ile USTE Danışma Kurulu Üyesi Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, masa sözcüsü olarak üç ayrı sunum gerçekleştirdi. Çalışma gruplarının değerlendirme ve önerilerinin katılımcılara aktarıldığı organizasyonda, Türkiye’nin sağlık altyapısının, nitelikli insan kaynağının ve hizmet sunum kapasitesinin uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşınması üzerinde duruldu. Çalıştay, sağlık turizminde kamu ve özel sektör iş birliklerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir yol haritası oluşturulması açısından önem taşıdı.

Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı’nın bir diğer buluşması ise Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğrencileriyle gerçekleşti. Sağlık Turizmi İşletmeciliği dersine konuk olan Şaylı, sağlık turizmi ile fizyoterapi alanlarının önemini, mesleki deneyimlerini ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerini öğrencilerle paylaştı. Verimli ve etkileşimli geçen ders, öğrencilerin sağlık turizmi sektörünü daha yakından tanımalarına ve mesleki gelişimlerine katkı sağlayan bir buluşma oldu.

Hem sektörel iş birliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarda hem de üniversite düzeyindeki eğitim faaliyetlerinde yer alan Demet Ensari Şaylı, sağlık turizminin geleceğine ilişkin bilgi ve deneyim paylaşımının önemini ortaya koydu. Bu çalışmalar, Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmindeki konumunun güçlendirilmesi ve geleceğin sağlık profesyonellerinin sektöre hazırlanması açısından değer taşıyor.

 

20 Ekim 2026 Salı

İŞ DÜNYASINDAN SİYASETE UZANAN BİR YOLCULUK: CENGİZ TÜRK

 


İŞ DÜNYASINDAN SİYASETE UZANAN BİR YOLCULUK: CENGİZ TÜRK

 

Bugün sayfalarımızda, iş dünyasının küresel disiplinini vatan sevdasıyla buluşturan Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Cengiz Türk’e yer veriyoruz. Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Türk, uluslararası bir firmadaki üst düzey yöneticilik kariyeriyle öne çıkan bir isim. Fakat onun hikâyesi, ekonomik gelişmeleri yalnızca fabrika sahalarından takip etmekle yetinmeyen, ülkesinin geleceği için inisiyatif alarak elini taşın altına koyan güçlü bir siyasi duruşu da ifade ediyor.

Profesyonel iş hayatında başarılı bir kariyere sahipken onu aktif siyasete çeken en büyük motivasyon, taşıdığı Türk milliyetçiliği şuuru olmuş. Küresel dinamikleri okuma becerisini Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı demografik ve ekonomik sorunlara karşı kullanmaya karar veren Türk için asıl dönüm noktası, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın ortaya koyduğu vizyondur.

Sayın Özdağ’ın yayınlarını, eserlerini ve Atatürk çizgisindeki "Bilimsel Türk Milliyetçiliği" doktrinini yakından inceleyen Cengiz Bey, bu fikrin temellerini kendi siyasi pusulası olarak benimsemiş. Kurucu liderinin stratejik aklını ve devletçi duruşunu rehber edinen Türk’ün Zafer Partisi kurulurken Kurucular Kurulu'nda yer alması ve partinin inşasına omuz vermesi de bu ilkeleri hayata geçirme hedefinin bir sonucu. O, siyasi kimliğini hamasetten uzak, akla, bilime, liyakate ve tam bağımsız ekonomi politikalarına dayanan bir milliyetçilik olarak tanımlıyor. Uluslararası şirket yöneticiliğinin getirdiği kriz yönetimi, disiplin ve uzun vadeli planlama yeteneği bugün sahada milli bir siyaset pratiğine dönüştürülüyor. Bu pratiğin en somut yansımalarından biri de 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nde yaşandı. Zafer Partisi Erzincan 1. sıra milletvekili adayı olarak memleketinde sorumluluk üstlenen Türk, seçim sürecinde yürüttüğü dinamik ve başarılı saha çalışmalarıyla partisinin vizyonunu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Kurumsal tecrübesini meydanlara taşıyarak bölge halkıyla güçlü bir bağ kuran Türk, siyasetteki yetkinliğini sahada da kanıtlamıştır.

Siyasetin ve iş dünyasının o sert ve yoğun atmosferinde, Cengiz Türk’ün ruhunu besleyen ve onu kitlelerle çok daha samimi bir zeminde buluşturan bir de sanatçı kimliği bulunuyor. Hobi olarak ürettiği besteleri dostlarıyla paylaşan Türk, sanatın ve siyasetin ortak paydasını "insana ve topluma dokunmak" olarak tanımlıyor. O, kurumsal vizyonu, millî duruşu ve sanata duyduğu tutkuyla Türkiye'nin aydınlık yarınları için çalışmaya devam ediyor.

EMRE ERSÖZ’DEN DUYGUSAL BİR ARABESK: “HARAM MIYIM SANA?”

 


EMRE ERSÖZ’DEN DUYGUSAL BİR ARABESK: “HARAM MIYIM SANA?”

 

Arabesk müziğin hüzünlü ve sitemkâr duygularını modern bir yorumla buluşturan Emre Ersöz, “Haram Mıyım Sana?” adlı yeni çalışmasını Bertan Records etiketiyle müzikseverlerin beğenisine sundu. Söz ve müziği Emre Ersöz’e ait olan şarkı, ayrılık acısını, karşılıksız kalan sevgiyi ve geri dönme ihtimaline rağmen kalpte korunan duyguları konu alıyor. Şarkının video klibi ise Rema Music International’ın YouTube kanalında yayımlandı.

Terk edilmenin ardından yaşanan kırgınlığı ve cevaplanmamış soruları merkezine alan “Haram Mıyım Sana?”, sevdiği kişinin gidişini kabullenmekte zorlanan bir insanın iç dünyasını anlatıyor. Şarkıda yer alan sitem dolu ifadeler, ayrılığın yarattığı çaresizliği ortaya koyarken, sevginin tamamen sona ermediğini de hissettiriyor. Özellikle nakarat bölümünde öne çıkan özlem ve yeniden kavuşma arzusu, eserin duygusal anlatımını güçlendiriyor.

Yapımcılığını ve prodüktörlüğünü Emre Bertan’ın üstlendiği çalışmanın aranjörlüğünü İsa Önergil yaptı. Müzik yönetmenliği ve yaylı kompozisyonları Kadir Okyay tarafından gerçekleştirilen eserin kayıt, mix ve mastering işlemlerinde Emrah Moğulkoç imzası bulunuyor. Piyano ve bas gitarda İsa Önergil, klarnette Aykut Sütoğlu, akustik ve elektrik gitarda Can Güneş, kanunda Tolga Yeşilbahçe yer alıyor. Keman grubu NWS | New World Strings’in yanı sıra Kadir Göksu’nun ritim ve perküsyonları da şarkının müzikal yapısına katkı sağlıyor.

Klip yönetmenliğini Akif Güler’in yaptığı video çalışması, İzmir’in Urla ilçesindeki Ayşe Hanım Konağı’nda çekildi. Görüntü yönetmenliğini Can Tekin’in üstlendiği klibin kamera çalışmalarında Engin Saltaş, kurgusunda ise Ömer Güven görev aldı. Işık çalışmalarını Emre Çetin’in yaptığı projede yönetmen yardımcıları Şindar Turgut ve İsmail Erbaş, yönetmen asistanları ise Asya Avcı ve Kübra Er oldu. Orkestra kayıtları Studio emREC’te, yaylı kayıtları Soundtrack Stüdyoları’nda gerçekleştirildi. Projenin dijital dağıtımını Rema Music International üstlendi.

Modern Türk arabesk çizgisinde hazırlanan “Haram Mıyım Sana”, ayrılığın ardından dile getirilemeyen soruları, pişmanlığı ve vazgeçilemeyen sevgiyi aynı hikâyede buluşturuyor. Emre Ersöz’ün yeni çalışması, tüm dijital müzik platformlarında dinleyicilerle buluşurken video klibi de YouTube üzerinden izlenebiliyor.

Şarkıyı Spotify üzerinden dinlemek için:
https://open.spotify.com/intl-tr/artist/7HT1P4dO8mrP5XQp58Rpmg?si=H-Onpm_8S-ex0WFPoDiSEg

Video klibini YouTube üzerinden izlemek için:
https://www.youtube.com/watch?v=FfKrTA8RYMo

 

19 Ekim 2026 Pazartesi

UZMAN ECZACI SİBEL KIRAN AYDIN’DAN KIŞ ÖNCESİ CİLT VE SAÇ BAKIMI ÖNERİLERİ

 


UZMAN ECZACI SİBEL KIRAN AYDIN’DAN KIŞ ÖNCESİ CİLT VE SAÇ BAKIMI ÖNERİLERİ

Yazın güneş, deniz ve çevresel etkenlerle yıpranan cilt ve saçlar, sonbahardan kışa geçerken özel bir bakıma ihtiyaç duyuyor. Uzman Eczacı ve Eylül Pharma Kurucusu Sibel Kıran Aydın, mevsim geçişinde doğru ürün seçiminin ve düzenli bakımın önemine dikkat çekiyor.

Yaz boyunca güneş, deniz, havuz, terleme ve güneş koruyucularının etkisiyle cildin nem dengesi değişebiliyor. Güneş sonrası lekeler belirginleşirken saçlarda kuruluk, esneme, incelme ve kırılma görülebiliyor. Sonbahardan kışa geçerken sıcaklık ve nem oranındaki düşüş de cilt bariyerini zorlayarak kuruluk, hassasiyet ve gerginlik hissini artırabiliyor.

Bir üretici eczacı olarak ilk önerisinin cildi yormadan bakım rutinini yeniden düzenlemek olduğunu belirten Sibel Kıran Aydın, çok sıcak suyla yıkanmanın, sert temizleyicilerin, sık peeling uygulamalarının ve aynı anda çok sayıda aktif içerik kullanmanın cilt bariyerine zarar verebileceğini vurguluyor. Aydın, bunun yerine nazik temizliğin, cilt tipine uygun nemlendiricinin ve gündüzleri en az SPF 30 geniş spektrumlu güneş koruyucunun tercih edilmesini öneriyor. Kış aylarında da güneş korumasından vazgeçilmemesi gerektiğini hatırlatıyor.

Saç bakımında mevsim geçişlerinin doğru değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Aydın, sonbaharda artan saç dökülmesinin bazen mevsimsel olabileceğini, ancak yoğun, uzun süren veya bölgesel dökülmelerin yalnızca mevsime bağlanmaması gerektiğini ifade ediyor. Demir ve mineral eksiklikleri, tiroit sorunları ve diğer olası nedenler açısından değerlendirme yapılmasının önemini belirtiyor. Saçın ihtiyacına uygun şampuan, saç kremi ve bakım maskelerinin yanı sıra ısıyla şekillendirmeyi azaltmayı ve ıslak saçları sertçe taramamayı tavsiye ediyor.

Selülit ve çatlak bakımında gerçekçi beklentilerin önemini de vurgulayan Aydın, selülit görünümüne yönelik ürünlerin yanı sıra dengeli kafein tüketimi, düzenli beslenme, hareket ve masajın bakım rutininde yer alabileceğini belirtiyor. Çatlaklarda ise erken bakımın, yeterli su tüketiminin ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Kolajen takviyesinin gerekliliğinin kişisel ihtiyaçlara göre değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Eylül Pharma bünyesinde NaturAren markasıyla kişisel bakım ürünleri geliştiren Sibel Kıran Aydın’a göre iyi cilt bakımı, en moda ürünü kullanmak değil, doğru ürünü doğru şekilde uygulamakla mümkün. Formülün içeriği, aktif maddelerin konsantrasyonu, stabilitesi ve ciltle uyumu kadar düzenli kullanım da önem taşıyor. Mevsime göre cilt ve saçın ihtiyaçlarını doğru belirlemek, bakımda sürekliliği korumanın temelini oluşturuyor.

 

HANDE BİNGÖL: EDEBİYATIN VE MUSİKİNİN İZİNDE BİR SANAT YOLCULUĞU

 


HANDE BİNGÖL: EDEBİYATIN VE MUSİKİNİN İZİNDE BİR SANAT YOLCULUĞU

Eskişehir’den Ankara’ya uzanan yaşam öyküsünde Hande Bingöl, besteleri, söz yazarlığı, edebiyata duyduğu tutku ve yaratıcı yazarlık çalışmalarıyla sanat dünyasında kendine özgü bir yol çiziyor. Müziği ve edebiyatı yaşamının ayrılmaz parçaları olarak gören Bingöl, hayallerini üretime dönüştürerek kalıcı eserler ortaya koymayı amaçlıyor.

8 Ağustos 1980’de dünyaya gelen Bingöl’ün sanatla kurduğu bağ çocukluk yıllarında başladı. Babasının müziğe tutkusu, annesinin edebiyata ilgisi sanat anlayışının temelini oluşturdu. Henüz dört yaşındayken Münir Nurettin Selçuk’tan dinlediği “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” eserini bir yıl boyunca çalışarak babasına söylemek istemesi, müziğin hayatındaki özel yerini gösteren ilk anılardan biri oldu.

İlk ve orta öğrenimini Eskişehir’de, lise eğitimini Edremit Lisesi’nde tamamlayan Bingöl, edebiyat yeteneğiyle öğretmenlerinin dikkatini çekerek çeşitli yarışmalarda dereceler elde etti. Müzik öğretmeninin konservatuvara hazırlanma teklifini ailevi koşullar nedeniyle değerlendiremedi. İlerleyen yıllarda ticaretle uğraştı, radyoculuk yaptı; turizm ve işletme eğitiminin ardından otelcilik ve finans sektörlerinde çalıştı.

Covid-19 döneminde geçirdiği ağır hastalık, yaşamında dönüm noktası oldu. Bu mücadelenin ardından hayallerini ertelememeye karar veren Bingöl, bestelerine ve yazarlığa daha fazla yöneldi. Babasını kaybettikten 15 gün sonra yaptığı ilk bestesi de müzik yolculuğunda özel bir yer edindi.

Şair Osman Yalınız’ın “Asırlık Sevda” şiirini besteleyerek 14 Şubat’ta dinleyicilerle buluşturan sanatçı, olumlu geri dönüşlerin ardından yeni çalışmalarına hız verdi. Sözleri Zafer Arduçoğlu’na ait “Yar Yaslansam Omuzuna” adlı eserinin yayımlanması için hazırlıklarını sürdürüyor.

Yıldırım Bayezid Üniversitesi bünyesinde musiki ses eğitimi alanında ikinci sınıf öğrencisi olan Bingöl, nazariyat, repertuvar, bono ve ses eğitiminin yanı sıra ud ve şan dersleri alıyor. Yaratıcı yazarlık ve geliştirici editörlük eğitimlerini tamamlayan sanatçı, on kadın yazarın hikâyelerini buluşturan ortak kitapta yer almaya hazırlanıyor. Kendi romanından önce annesinin yıllardır yazdığı eserleri kitaplaştırmayı hedefliyor. Annesinin 70 yaşında bir öykü yarışmasında derece kazanması, ailedeki edebiyat sevgisinin kuşaklar boyunca sürdüğünü gösteriyor.

Bingöl, hayatını 20 yıl önce kaybettiği babasını her gün sevgiyle andığını belirterek annesine, kendisini destekleyen ağabeylerine, uzakta olsa da kalben yanında hissettiği oğluna ve yeğenlerine teşekkür ediyor. Kıymetli ailesine, hocalarına, şeflerine, arkadaşlarına, dostlarına ve hayatına dokunan herkese minnettarlığını dile getiriyor.

Hande Bingöl, 3 Kasım’da açılacak Hanzade Eryaman Türk Müziği Korosu’nun şefliğini üstleniyor ve koro hazırlıklarını sürdürüyor.

 

SÜVARİ, SONBAHAR/KIŞ 2026 KOLEKSİYONUYLA MODERN ERKEK STİLİNİ YENİDEN YORUMLUYOR

 


SÜVARİ, SONBAHAR/KIŞ 2026 KOLEKSİYONUYLA MODERN ERKEK STİLİNİ YENİDEN YORUMLUYOR

Erkek giyim markası Süvari, “Reflection – Yansıma” temasıyla hazırladığı Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonunda zamansız renkleri, rafine dokuları ve çok yönlü tasarımları bir araya getiriyor. Ofis şıklığından akşam buluşmalarına uzanan koleksiyon, konfor ve işlevselliği modern bir stil anlayışıyla buluşturuyor.

Erkek modasında yeni sezon, abartıdan uzak şıklığı ve günlük yaşamın ihtiyaçlarına uyum sağlayan tasarımları ön plana çıkarıyor. Süvari’nin Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonu da bu yaklaşımı “Reflection – Yansıma” temasıyla ele alıyor. Günün farklı anlarına eşlik edebilen parçalar, modern şehir yaşamında stilini korumak isteyen erkeklere alternatifler sunuyor.

Sabah ofiste başlayan günün toplantılar, iş görüşmeleri ve sosyal buluşmalarla devam ettiği şehir hayatında, farklı ortamlara uyum sağlayan kıyafetler önem kazanıyor. Süvari, birbiriyle kolayca kombinlenebilen tasarımlarıyla klasik giyim anlayışını daha rahat ve dinamik bir çizgiye taşıyor. Böylece iş yaşamında tercih edilen kombinler, küçük dokunuşlarla günün devamına uyarlanabiliyor.

Koleksiyonda yakası kadife detaylı montlar, süet ceketler, hafif dolgulu kısa montlar, kaşmir dokulu trikolar, polo yaka hırkalar, flanel pantolonlar ve desenli spor ceketler öne çıkıyor. Özel yıkama tonları ve rahat kalıplarla hazırlanan denim parçalar ise günlük stile modern bir görünüm kazandırıyor. Katmanlı giyim anlayışı, klasik parçalarla sportif detayları bir araya getirerek farklı kombin seçenekleri oluşturuyor.

Siyah, gri ve ekru gibi temel renkler; kahve, zeytin, bej, tarçın, silver blue ve bordo tonlarıyla çeşitleniyor. Süet yüzeyler, yumuşak flanel dokular ve kaşmir tuşeli trikolar koleksiyona zenginlik katarken kazayağı, mini ekose ve silik çizgiler klasik giyime güncel bir yorum getiriyor. Kumaş kalitesi, renk uyumu ve yalın detaylara odaklanan tasarımlar, sessiz lüks anlayışını günlük giyime taşıyor.

Süvari’nin yeni sezon koleksiyonu, stilini abartıya kaçmadan ifade etmek isteyen, konforu ve şıklığı bir arada arayan modern şehirli erkeğe hitap ediyor. “Reflection – Yansıma” temasıyla hazırlanan Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonu, kişisel tarzı günün farklı anlarına uyarlayan zamansız ve çok yönlü bir giyim anlayışı sunuyor.

Koleksiyonun detayları için: www.suvari.com.tr

 

13 Ekim 2026 Salı

BURAK ÇİFTÇİ’DEN YENİ ÇALIŞMA: “TUZAK”

 


BURAK ÇİFTÇİ’DEN YENİ ÇALIŞMA: “TUZAK”

Müzik çalışmalarını sürdüren Burak Çiftçi, “Tuzak” adlı yeni şarkısını Rema Music International etiketiyle dinleyicilerin beğenisine sundu. Tüm dijital müzik platformlarında yayımlanan eser, video klibiyle de YouTube’da müzikseverlerle buluştu.

Söz ve müziği Burak Çiftçi’ye ait olan “Tuzak”, ayrılığın ardından yaşanan duygusal yorgunluğu, geçmişten kalan yaraları ve bir türlü kopulamayan bağları konu alıyor. Şarkıda yer alan “Kalbi söküp atamadım, ardından tuzaklar var” sözleri, geride bırakılmak istenen bir ilişkinin insanın iç dünyasında bıraktığı izleri anlatıyor. Karanlık sokaklar, kadeh ve kurtuluş arayışı gibi imgelerle şekillenen eser, dinleyiciyi kırgınlıkların ve iç hesaplaşmaların merkezine taşıyor.

Şarkının aranje, düzenleme, mix ve mastering çalışmalarını da Burak Çiftçi üstlendi. Böylece eserin söz yazımından müzikal düzenlemesine ve ses mühendisliğine kadar farklı aşamalarında kendi imzasını ortaya koydu. Yapımcılığını ve prodüktörlüğünü Emre Bertan’ın üstlendiği çalışma, Rema Music International çatısı altında hazırlandı.

“Tuzak”ın video klibi ise Akif Güler yönetmenliğinde çekildi. Görüntü yönetmenliğini Can Tekin’in yaptığı klibin kurgu ve edit çalışmasını Ömer Güven gerçekleştirdi. Senaryosu Rıza Ünal Dirican tarafından hazırlanan projede, Elvan Kerimoğlu da ressam olarak yer aldı. Müzik direktörlüğünü Erkan Karabulut’un üstlendiği çalışmanın müzisyen kadrosunda, klarnette Mustafa Kılıçarslan, akustik gitarda Burak Çiftçi ve elektro gitarda Samet Karaosmanoğlu bulunuyor. Bas gitar ve koro performanslarında da Burak Çiftçi yer alırken, back vokalde Ata Sarrafi görev aldı.

Klip ve müzik prodüksiyonunun farklı aşamalarında çok sayıda ismin emeğinin bulunduğu “Tuzak”ın çekimlerinde Neva Plato Coffee mekân desteği sağladı. Yapım ekibi ayrıca projeye katkıda bulunan kişi ve kurumlara teşekkür etti.

Burak Çiftçi’nin yeni çalışması “Tuzak”, hem sözleri hem de klip anlatımıyla geçmişin izlerinden kurtulmaya çalışan bir insanın duygusal mücadelesini müzik aracılığıyla dinleyiciye aktarıyor.

“Tuzak”ı dinlemek ve video klibini izlemek için:

YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=n27uP-FShsA

Spotify: https://open.spotify.com/album/3oLyoQFik1B5FOij56jYeu

EVREN ÖZDİREK’TEN “SON LİMAN” YORUMU

 


EVREN ÖZDİREK’TEN “SON LİMAN” YORUMU

Evren Özdirek, daha önce Murat Dalkılıç’ın seslendirdiği “Son Liman” adlı şarkıyı kendi yorumuyla yeniden müzikseverlerle buluşturuyor. 13 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan çalışma, sanatçının üçüncü single projesi olarak tüm dijital müzik platformlarında yerini aldı.

Söz ve müziği Şaban Ara Akan’a ait olan “Son Liman”ın düzenlemesini Toygar Babacan ve Metin Mert üstleniyor. Aşk, ayrılık ve geride kalan duyguları konu alan eser, modern düzenlemesi ve Evren Özdirek’in kendine özgü vokaliyle yeniden yorumlanıyor. Sanatçı, eserin duygusal yönünü kendi müzikal yaklaşımıyla dinleyiciye aktarmayı amaçlıyor.

“Son Liman”ı uzun zamandır sevdiği ve kendi sesiyle yorumlamak istediği şarkılardan biri olarak tanımlayan Özdirek, projeyle ilgili duygularını şu sözlerle ifade ediyor: “Son Liman, ilk dinlediğimden beri çok sevdiğim şarkılardan biri. Bazı şarkılar vardır, dinlemekle yetinmezsiniz; bir gün kendi sesinizle de hayat vermek istersiniz. Benim için Son Liman tam olarak böyle bir şarkıydı. Bu güzel eseri kendi yorumumla yeniden dinleyicilerle buluşturmak istedim. Umarım dinleyen herkes şarkının duygusunu benim hissettiğim gibi hisseder.”

Şarkının video klibi yönetmen Mustafa Boyner imzası taşıyor. Melankolik atmosferi ve sinematografik anlatımıyla eserin duygusal dünyasını görsel olarak destekleyen klip, Müzik On Air yapımcılığında hayata geçirildi.

Daha önce “Hisli Hisli” ve “Masal” adlı single çalışmalarını yayımlayan Evren Özdirek, “Son Liman” ile müzik yolculuğuna devam ediyor. Farklı müzik türlerinden beslenen birikimini pop müzikle buluşturan sanatçı, sevdiği eserleri kendi yorumuyla dinleyiciye ulaştırırken yeni projeler üzerinde de çalışmayı sürdürüyor.

Evren Özdirek’in “Son Liman” adlı yeni single çalışması, 13 Ekim 2026 itibarıyla dijital müzik platformlarında dinlenebiliyor. Şarkının video klibi ise YouTube üzerinden izlenebiliyor.

Şarkı ve sanatçı bağlantıları:

YouTube video klibi: https://youtu.be/FAZkReVSShg

Instagram: https://www.instagram.com/evrenozdirekmusic/